Saç ekimi ya da saç nakli son 10 yıla baktığımızda erkek hastalarda en çok gerçekleştirilen estetik işlemlerin başında gelmektedir.  Japonya’da 80 yıl önce bir Dermatolog tarafından temelleri atılan saç ekiminin bugün vardığı nokta FUE yani Follicular Unit Extraction yöntemidir.

Saç erkekte özgüven ve çekiciliğin simgesi iken kadında zerafet ve sağlığın göstergesidir. Erkek hastaların saç ekimine başvurmasında ki temel sebep özgüven eksikliğidir. Diğer bir sebep ise hastaların olduğundan daha yaşlı görünmesidir.  Bu sebeplerden dolayı hastalar saç ekimine başvurmadan önce bu rahatsızlıklarından kurtulmak için aslında birçok yöntemi denemişlerdir.  Bu yöntemler PRP, mezoterapi ve topikal olarak saçlı deriye uygulanan minoksidil, procapil gibi tıbbi işlemlerdir.  Bunların dışında literatürde yani bilimsel yayınlarda herhangi bir başarısı ispatlanmamış hacamat, değişik renklerdeki sular, sarımsak uygulanması ev dermapen uygulamalarıdır.

Androgenetik alopesi yani genetik erkek tipi saç dökülmesi Dihidrooksi testesteron  (DHT) yüksekliği veya daha da önemlisi saç kök hücrelerindeki DHT reseptör duyarlılığına bağlı olarak bireye genetik olarak aktarılır ve çevresel faktörlerce (stres) tetiklenir. Çevremizde gördüğümüz erkek saç kayıplarının %90’ının sebebi androgenetik alopesidir ve tedavide altın standart saç ekimidir. Bunun dışındaki tedavi metodları ya başarısızdır ya da sınırlı ve geçici etkinlik sağlayabilmektedir.

Androgenetik alopesi dışında kellik yapan birçok dermatolojik hastalık bulunmaktadır. Hastanın saç ekimine karar verilmeden önce muhakkak bir dermatolog tarafından değerlendirilip tanının doğru bir şekilde konulması elzemdir. Aksi taktirde Alopesi Universalis, Liken Pilanopilaris, Diskoid Lupus Eritematozus , Morfea, Frontal Fibrozan Sikatrisyel Alopesi  gibi hastalıkların aktif döneminde saç ekimi gerçekleştirilirse saç kaybı tekrarlanacaktır.

Saç ekiminin bir ameliyat olduğu ve muhakkak hekim tarafından yapılması gerektiği asla unutulmamalıdır. Tanı netleştirildikten sonra hastanın genel durumu sorgulanmalıdır. Ekime engel bir hastalığı, sürekli kullandığı ilaçlar, alerjileri, bulaşıcı hastalık varlığı sorgulanmalı ve kan tetkikleri değerlendirilmelidir.

Hasta işleme tok karnına alınır. Hastanın yüz şekline göre ideal saç çizimi yapıldıktan sonra saçları kısaltılır. Lokal anestezinin ağrılı olmaması için önce blok anestezi yapılır sonrasında lokal anestezi yapılır. Lokal anestezi sonrası iki kulak arası mesafeden enseye kadar olan kısımdan hastanın ihtiyacına göre maksimum greft alınır ve ringer laktat dediğimiz saç köklerinin en uzun süre canlı kalabileceği sıvı içerisinde bekletilir. Ön kısımda kanallar hastanın mevcut saçıyla uygun açıyla açılarak ekim işlemi gerçekleştirilir. DHİ dediğimiz kalem yöntemi ile ise hastaya kanal açmadan toplanan greftler disposible (tek kullanımlık) kalemlere yerleştirilir ve kalem yardımıyla ekim gerçekleştirilir.

İşlem yaklaşık olarak 6-8 saat kadar sürmektedir. Hasta işlem sırasında sadece 30 saniye, blok anestezi yapılırken minimal bir ağrı hissetmektedir. İşlem sonrası hastanın ensesinden kök alınan alanlar bandajla sarılırken ekim yapılan alana bandaj sarılmaz, krem sürülmez. Hasta 48 saat sonra kontrole ilk yıkama için çağrılır. Yıkama işleminde hastaya 1 ay boyunca saçlarını nasıl yıkayacağı tarif edilir. Hasta 10. Gün kabuk alma (ekim sonrası ekim yapılan alanda oluşan kabuklanma) işlemi için tekrar çağrılır. Hastaya operasyondan sonra 1 hafta süreyle ağızdan antibiyotik tedavisi ve ense bölgesine sürülmek üzere antibiyotikli krem tedavisi verilir.

Ekilen saçlar 6-8 hafta sonra şok dökülme dediğimiz döneme girmektedir. 4. Ayın sonunda hasta net bir şekilde ekilen saçları görebilmektedir. 6.ayın sonunda ekilen saçların %70i, 1 yılın sonunda ise tamamı çıkmaktadır.

Saç ekimi sonrası ilk bir ay çok önemlidir. Hastanın travmalara karşı dikkatli olması kafasını herhangi bir yere vurmaması için gerekli tedbirleri alması önerilir. Toz, toprak gibi kirli alanlardan uzak durması, 2 ay boyunca denize girmemesi ve 1 yıl boyunca saçlarını usturaya vurmaması önerilir. Sigara kanda oksijen seviyesini azaltıp, karbonmonoksit seviyesini artırarak dokuların beslenmesini bozmaktadır. İşlem öncesi ve sonrasındaki süreçlerde sigaranın ekim başarısını azalttığı bilinmektedir.